Merhabalar,

Bilindiği gibi son günlerde art arda gelen YouTube 'a erişimin engellenmesi kararlarıyla internet sansürleri yeniden tartışılmaya başlandı. Bu durumla ilgili senelerdir süren tartışmaların yeniden alevlendiği bu günlerde olaya bir de onların penceresinden bakmak amacıyla sansürü uygulayan kurumun yani Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’nın başkanı Fethi Şimşek ile internet sansürleri hakkında bir röportaj gerçekleştirdim. Oldukça olumsuz düşüncelerle gittiğim İletişim Başkanlığı'ndan kısmen de olsa rahatlamış olarak çıktığımı söyleyebilirim. İşte sorular ve cevapları:

  1. Kendinizi ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı ‘nı kısaca tanıtır mısınız?

    1956 Konya/Çumra doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuyum. Ankara Adliyesi’nde savcı olarak görev yapmaktayken Ağustos 2007’de Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı görevini üstlendim. Kurum ise 3 Temmuz 2005 tarihinde çıkarılan yasayla faaliyete geçti. Başlangıçta telefon dinlemeleri görevini üstlenen kurumumuz daha sonra İnternet Daire Başkanlığı’nın kuruma bağlanmasıyla internet erişimi engellemesi konusunda da yetkili hale gelmiş oldu.

  2. Sitelerin erişimi ve engellenmesi hangi yasalara göre düzenlenir? Bu konuda prosedür nedir?

    5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun”a göre düzenlenmektedir. Prosedür de aynı kanuna göre işlemektedir. Şöyle ki: Erişimin engellenmesi kararı, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Soruşturma evresinde, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından da erişimin engellenmesine karar verilebilir. Bu durumda Cumhuriyet savcısı kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Bu süre içinde kararın onaylanmaması halinde tedbir, Cumhuriyet Savcısı tarafından derhal kaldırılır. Koruma tedbiri olarak verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara itiraz edilebilir. Hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararının birer örneği, gereği yapılmak üzere Başkanlığa (bize) gönderilir. Erişimin engellenmesi kararının gereği, derhal ve en geç kararın bildirilmesi anından itibaren yirmi dört saat içinde yerine getirilir. Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, kovuşturma evresinde beraat kararı verilmesi veya yasak içeriğin siteden kaldırılması halinde sansürleme işlemi sona erdirilir.

  3. Hangi unsurlar yasak kapsamındadır?

Yasak unsurlar yine 5651 sayılı kanunla belirlenmiştir. Buna göre;

  • İntihara yönlendirme (madde 84)
  • Çocukların cinsel istismarı (madde 103, birinci fıkra)
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190)
  • Sağlık için tehlikeli madde temini (madde 194)
  • Müstehcenlik (madde 226)
  • Fuhuş (madde 227)
  • Kumar oynanması için yer ve imkân sağlama (madde 228) suçları.
  • 25/7/1951 tarihli ve 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanunda yer alan suçlar.

    Burada 1. sorunuza ek olarak şunu da söyleyebiliriz. Bu 8 yasak unsurdan birini içeren sitenin yer sağlayıcısının yurt dışında olması halinde veya yer sağlayıcı yurt içinde olsa bile sitede 2. veya 5. unsurlardan biri mevcutsa erişim engellemesi kararı direk olarak başkanlığımız tarafınca da verilebilir.

  1. Erişim engellemesiyle ilgili kanunlardan memnun musunuz? Kanunların hazırlık aşamasında katkınız oldu mu yoksa sadece uygulayıcı mısınız?

    Erişimin Engellenmesi ile ilgili olarak şu anda büyük oranda uygulayıcı olmakla birlikte 5651 sayılı kanunun hazırlık ve yasalaşma aşamasında bizzat katkıda bulunduk. Kanun çalışmaları, çalışma usulüne göre teknik bir konu olduğu için TBMM’de 2 kez alt komisyona havale edildi. Alt komisyona bu kanunla ilgili görev kapsamında tüm güvenlik birimleri, Yargıtay, Danıştay, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı, Maliye Bakanlığı yetkilileri ile Spor Toto ve Milli Piyango İdaresi görevlileri katıldılar. Bilindiği gibi bu kanun çıkıncaya kadar ülkemizde erişim engelleme ile ilgili hiçbir mevzuat yoktu. İlk kez ülkemiz –elbette ki eksikleri olabilir- henüz bazı Avrupa ülkelerinde dahi bulunmayan bir kanuna kavuştu. Kanunda yazılı hükümlerin uygulanması konusunda bazı sorunlar çıkarsa değiştirilmesi yoluna gidilebilir. Değilse ben bu kanundan memnun değilim o halde uygulamayacağım deme lüksümüz yoktur.

  2. Yasak unsur kapsamındaki 8 madde oldukça subjektif -öznel- olduğundan herkesin kabul edeceği ortak bir karara (herkesin yasaklansın diyeceği) varmak zor gibi görünüyor. Sizce de yürürlükteki kanun bu yönüyle zayıf kalmıyor mu? Başka bir ifadeyle ilgili kanun savcının veya hâkimin düşüncelerine göre dar bir kalıba oturmuyor mu? Bu durumda farklı hâkim–savcı görüşlerine göre farklı kararlar çıkmaz mı?

    Öncelikle şu noktayı vurgulamak gerekir. Bu kanunu daha önce de belirttiğimiz gibi TBMM çıkardı. Tasarıda İnternet Daire Başkanlığı’nın bizim Başkanlığımıza bağlanması nedeniyle kanunun yasalaşma sürecinde bulunduk. Böylece bazı hususlara müdahale imkânı bulduk. Beğenelim/beğenmeyelim değişmediği ya da değiştirilmediği sürece kanunu bu şekliyle uygulamak durumundayız. Doğrusu, bu nitelikteki eleştirilerle çok karşılaşıyoruz. Yurt çapında görev yapan hâkim ve savcıların her hukuki anlaşmazlıkta ve her cezai soruşturma ve kovuşturmada olduğu gibi bu kanunu anlayış ve uygulayış biçimlerinde de farklılıklar olması elbette ki doğaldır. TİB olarak bize belki içerik ve yer sağlayıcıların yurt dışında bulunması halinde tüm katalog suçlarında, içerik ve yer sağlayıcıları yurt içinde bulunsa bile müstehcenlik ve fuhuş suçlarında hâkim kararı gerekmeksizin Başkanlığımızca erişimin engellenmesi kararı verilmesinde sübjektif davranılmasının önüne nasıl geçilebileceği sorulabilir. Bu kapsamda müstehcenlik ve fuhuş iddialarında yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde hareket etmeye çalışıyoruz. Kumar siteleri ile ilgili olarak Milli Piyango İdaresi ve Spor Toto Genel Müdürlükleri bünyesinde daha önce bu durumlar için oluşturulmuş birimlerle diyalog halindeyiz. Çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu madde temini hususlarında tüm dünya ülkelerinde mevcut olan hassasiyet nedeniyle fazla tartışma yaşanacağını düşünmüyoruz. Kaldı ki uluslararası oluşturulmuş filtre programları kullanmayı düşünmekteyiz. Tabii ki çok izafi/görece/herkese göre değişebilen bu kavramlarla ilgili olarak herkesi memnun etmenin mümkün ve kolay olmadığının da farkındayız.

  3. İnternet yasakları hakkında uluslararası standartlar var mıdır? Yoksa ülkemizdeki kanunlar bize mi özeldir?

    Elbette ki vardır. İnternet ortamında filtreleme işlemi İnternet Servis Sağlayıcıları aracılığıyla Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Avrupa ülkeleri, Orta Doğu ülkeleri ve bazı Uzak Doğu ülkelerinde yapılmaktadır. Hemen her ülkenin titizlikle üzerinde durduğu ve fikir birliğinde olduğu husus, öncelikli olarak filtreleme işleminin çocuk pornosu için yapılmasıdır. Özellikle Avrupa ülkelerinde benzer işlemler polis veya telekomünikasyon alanında düzenleyici kurumların yönlendirmesiyle İnternet Servis Sağlayıcıları Dernekleri aracılığıyla yani sivil toplum organizasyonu ile ve gönüllü olarak yapılmaktadır. Son dönemde Avrupa’da kanun dışı bahis ve kumar konusunda filtreleme işlemine ilişkin yasal bir düzenleme hazırlığı yapılmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun İnternet’in Güvenli Kullanımının Teşvik Edilmesi (Promoting Safer Use of the Internet) projesinin 6 Kasım 2006 tarihli kararında üye ülkelerin internetteki zararlı içeriklerin filtrelenmesi ve derecelendirmesi kapsamında hazırlık yapmaları gerektiği ifade edilmiştir. Avrupa Parlamentosu İnternet ortamındaki yayınların ortak bir çerçeve altına alınması için 2007 Şubat’ında Roma’da Roma–2 (Rome II) Düzenlemesi hazırlamıştır. Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bakanlar konseyi 29–30 Kasım 2007 tarihlerinde Madrid’de gerçekleştirdikleri toplantıda katılımcı ülkelerin çocukların internette cinsel istismarıyla mücadele hakkında alınan kararları uygulamaları talep edilmiştir. Avrupa’da gönüllü olarak internet filtrelemesi ilk olarak İngiltere’de uygulanmıştır. İngiltere’de İnternet İzleme Kuruluşu (Internet Watch Foundation) bu çalışmaları koordine etmekte ve tespit edilen sitelere erişimin engellenmesini servis sağlayıcılardan istemektedir. İnternetin gönüllü olarak filtrelenmesi Norveç, İsveç, Danimarka ve İtalya gibi diğer ülkelerde de düzenlenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’nde, çocukların internet pornosuna erişiminin engellenmesi amacıyla 2000’ de Çocukları İnternetten Koruma Yasa Tasarısı (Child Internet Protection Act-CIPA) adlı bir düzenleme gündeme gelmiştir. Yasa, dönemin Amerikan Başkanı Bill Clinton tarafından 21.12.2000 tarihinde onaylanmıştır. Yasa, kütüphanelere ve okullara, çocukların zararlı görüntüleri (müstehcenlik ve çocuk pornografisi sitelerine) izlemelerine engel olmak için filtreleme yazılımları kurmayı zorunlu hale getirilmiştir. Gazetelerden örnekler:

    • İnternette “çocuk pornografisi” filtresi geliştirildi. İsveç’in en büyük 2 internet sağlayıcısı, “çocuk pornografisi filtresi” geliştirdi. Teliasonera ve Telenor şirketleri, filtrenin polisin yasadışı olarak tanımladığı sitelere girişi engellediğini açıkladı. Bu tür sitelere girmek isteyenler, polisin uyarısının yer aldığı bir siteye yönlendirilecek. Polis ise yasadışı sitelerin listesini sürekli yenilediğini ve bunları günlük olarak internet sağlayıcısı şirketlere gönderdiğini açıkladı. Polis sözcüsü Peter Bjork, bunun çocuk pornografisi sitelerini engellemeyeceğini ancak bu sitelere ulaşımı zorlaştıracağını söyledi. Filtre, yaklaşık bin yasadışı siteye girişi engelleyecek (10.01.2005-Milliyet).
    • Brezilya mahkemesi internetin en büyük video portalı Youtube’u Ronaldo’nun eski eşine ait cinsel içerikli görüntüleri portaldan çıkarana kadar kapatma kararı aldı... Real Madrid’in yıldız futbolcusu Ronaldo’nun eski eşi ünlü model Daniela Cicarelli erkek arkadaşı Tato Malzoni`yle sahilde uygunsuz çekilmiş videosunun yayınlanması üzerine geçtiğimiz aylarda Brezilya mahkemesine başvurarak Youtube’a dava açtı. Video görüntülerinin yayınlandığı her gün için video portalından 116 bin dolar talep eden ve görüntüler yayından çıkarılana kadar YouTube’un kapanmasını talep eden Cicarelli’nin Aralık ayında mahkemeye giden 3. davası sonunda Brezilya mahkemesi ünlü mankenin cinsel içerikli görüntüleri yayından çıkarılana kadar YouTube’a kapatma cezası verdiğini açıkladı. Hukukçular Brezilya mahkemesinin bu kararını ABD mahkemelerine aynı şekilde uygulatması konusunda zorluk yaşayabileceği görüşündeyken YouTube’un bağlı olduğu internet arama motoru Google’ın yetkililerinin henüz konuyla ilgili yorum yapmadığı bildirildi (Milliyet).
  4. Mevcut kanunun kötüye kullanılma ihtimali var mıdır? Mesela rakip firma ismiyle youtube'a yasak unsur içeren video yükleyip sonra da ihbarda bulunmak gibi.

    Her kanunun olduğu gibi sanal ortamları düzenleme amacı güden bu kanunun da -daha fazla olmak üzere- kötüye kullanılma ihtimali her zaman vardır. Kaldı ki bunu engellemek de çoğu zaman mümkün değildir. Bilirsiniz hep aynı örnek verilir. Evlerimizde birçok işimizi kolaylaştıran ekmek bıçağının da her zaman kötüye kullanılma ihtimali vardır. Asıl olan bu tür durumlarda kontrolleri aksatmadan yapıp suç unsurları içeren videoları makul bir süre içerisinde siteden kaldırmaktır.

  5. Sansürleme bir çözüm müdür? Bilindiği gibi çoğu kişi ve birçok stk sansürleme olayını "kafayı devekuşu misali kuma gömmek" olarak nitelendiriyor. Bunun yerine yasak unsur içeren sitenin yönetimiyle görüşüp içeriği kaldırmasını sağlamak daha sağlıklı bir çözüm değil midir? YouTube güzel bir örnek olabilir bu noktada.

    Elbette ki. Biz zaten TİB olarak başından beri böyle bir yapıyı öngördük. Kanun ve yönetmeliklerde de buna ilişkin hükümler mevcut. Örneğin; 5651 sayılı yasanın 2. bendinde yazılı “Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu Kanunun 8. ve 9. maddelerine göre haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak imkân bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla yükümlüdür.” hükmü gereğince bu haberdar edilme ister C. Savcılıkları, isterse TİB tarafından olsun yasak unsur içeren videonun kaldırılması halinde Erişim Engelleme işlemi yapılmayacaktır. Kişisel haklarla ilgili ihlallerde ise 9. maddede yazıldığı gibi tümüyle bu süreç işlemektedir. Ayrıca Başbakanlıkça çıkartılan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” in 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yazılı; “Yer sağlayıcı;

    a)Yer sağladığı hukuka aykırı içerikten, ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler saklı kalmak kaydıyla, Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine göre Başkanlık, adli makamlar veya hakları ihlal edilen kişiler tarafından haberdar edilmesi halinde ve teknik olarak engelleme imkânı bulunduğu ölçüde hukuka aykırı içeriği yayından kaldırmakla”

    yükümlü olduğu hükmü ve 16. maddenin 6 nolu son bendinde de “Gerektiğinde Başkanlık, erişimin engellenmesi kararlarına konu olan içeriğin yayından kaldırılmasını, 7. maddenin 1. fıkrası uyarınca yer sağlayıcıdan isteyebilir.” hükmü gereğince esasen engelleme işleminin bu şekilde yapılmasını öngörür niteliktedir. Ancak herhangi bir toplu engelleme yapılmadan önce uyarılarak yasaya aykırı unsurlar içeren videoların siteden kaldırılmasının sağlanabilmesi için yer sağlayıcıların TİB’e ait siteden ya da yazılı başvuru ile ücretsiz “Faaliyet Belgesi” almaları gerekmektedir. Youtube bu belgeyi almadığı için TİB karşısında resmi bir muhatap bulamamakta ve zorunlu olarak erişimi engellemektedir.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. İşlerinizde kolaylıklar dilerim.