Hakkında Künye

Yeni Bilişim Yasası İncelemesi

Internet ve Sansür Hakkı(!)

Ülke olarak teknolojiyle değişik bir ilişkimiz var sanki.. =) Adapte olmakta zorlanıyoruz, adapte olduğumuzda da bin bir türlü inlik, cinlik peşinde koşuyoruz. Zaten “Vahşi Batı” kıvamındaki “Özgürlükler Dünyası” internet; özgürlüğümüzün nerede başlayıp nerede bittiğini bilmememizle hem bizim açımızdan hem başkaları açısından çok tehlikeli bir boyut alıyor..


Bu yazıyı yazan ben ve okuyanlar olarak sizler, sınırlar konusunda biraz daha duyarlı olabiliyoruz belki.. Ama bu duyarlılığı toplumun bütününden bekleyemiyoruz. Etik değerleri kişisel sapıklıklarına baskın çıkmayınca insanların, istenmeyen sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Bu durumun sonucu ise başta çocuk pornosu olmak üzere internet üzerinde yapılan suçlar, istismarlar.. Misal kredi kartı bilgilerinin çalınması, yolsuzluklar, güvenlik sorunları..


Her ne kadar internet özgürlükler dünyası olsa da, günümüzde her kesimden her türlü insanın fikrini özgürce söyleyebildiği bir alan olsa da, bazı kısıtlamalar getirilmesinin iyi olduğunu söyleyebiliriz bu tip suçlarla karşılaşınca.. Neticede daha reşit olmamış bir çocuğun dünyasından neler neler kopartacak, onu karanlık noktalara çekebilecek, toplum olarak o bireyi kaybetmemize neden olabilecek bir ortam söz konusu.. Ve böyle bir ortamın oluşmasına neden olan insanları da yargılamalı, gerekli cezayı vermeliyiz..


Buraya kadar herşey normal değil mi? Herhangi bir nokta gözümüze çarpmıyor, işlenen suçlar var; başta gençler olmak üzere tüm toplumu bu suçlardan uzak tutmak için devletimizin bazı düzenlemeler getirmesi gerekiyor, bu düzenlemeler gerekirse içinde bazı yasakları da barındıracak.. Ama bu yasaklar nasıl olacak acaba??…


TBMM’de 04/05/2007'de 5651 no ile kabul edilen “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Tasarısı” çeşitli düzenlemeler getirmeyi vaat ediyor.. Geçen ay bu yasanın geçtiğini dile getirmiştik.. Türkiye’de bilişim konusunda uzmanlaşmış Sivil Toplum Kuruluşları bu konuda bir bildiri yayınladılar:


"İnternete sansür değil, sürat gerek!"


Buradan destekleyen sivil toplum kuruluşları ve şirketlerin listesine ulaşabilirsiniz.. Bu bildiride değinilen maddelere bakalım beraber:


1. Tasarının 9. maddesinde düzenlenen “Cevap ve Düzeltme Hakkı”na ilişkin olarak:


9. madde “İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir." demekte (madde 9.1).. İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir. Bu madde bana, gazetelerde yayınlanan özür yazılarını hatırlattı.. Gazetelerde olmasını pek yadırgamıyorum ama internet tamamiyle bir basın yayın organı değil ki.. internet, biraz da Andy Warhol’un post-modernizme değinen “bir gün herkes 15 dakikalığına meşhur olacak” sözünü doğrular biçimde özgürce konuşulan, yazılan, an an ünlü(!) olunan bir zemin.. Basın-yayından kesinlikle çok daha fazlası yani.. Böyle bir durumda “Cevap ve Düzeltme Hakkı”nı uygulamak konusunda yer sağlayıcı ve servis sağlayıcıların ne kadar titiz(!) davranacaklarına siz karar verin :)


2. Erişimin engellenmesi, filtreleme ve benzeri düzenlemesine ilişkin olarak:


Günümüzde okullarda, internet cafelerde, evlerde genç nüfusun çoğunluğunun, özellikle de çocuk kullanıcılar başta olmak üzere yoğun bir kitlenin internet erişimi bulunmaktadır.. Çocukların erişebileceği yerlere koymayınız ihtarı gibi biraz da :) , bazı yerlere(internet kafeler, ebeveynlerin isteğiyle çocuklarının kullandıkları bilgisayarlar filan) çeşitli filtreleme çalışmaları yapılabilir.. Ama sözkonusu yetişkinler olduğu zaman temel hak ve özgürlükler açısından Anayasamızla da çelişmektedir sözkonusu kısıtlamalar.. Ayrıca dünya çapında da adı “sansür"le birlikte anılan ülkelerin yanında yer almış olacağız..


Yakın zamanda bu konuda ilginç örneklerle karşılaşmıştık.. Biraz hafızamızı zorlarsak, ilk akla gelenler Youtube yasağı ile Ekşisözlük'e erişimin engellenmesi.. Kolayca içeriğin kaldırılması mümkünken milyonlarca insanın girdiği bir siteye erişimi kaldırmak “üzüm yemeye” değil de “bağcıyı dövmeye” niyetlenilmiş gibi gözükmektedir..


3. Telekomünikasyon Kurumu altında oluşturulacak başkanlığa verilecek yetkiler yönünden:


Telekomünikasyon Kurumu altında kurulan bir başkanlığa İnternet yayınlarına erişimi engelleme hakkı tanınması, çabuk karar verebilecek bir mekanizmanın oluşması için elzemdir, ancak bu konuda yargının üstünlüğünü engelleyebilecek yapının tekrardan gözden geçirilmesi gerekmektedir. (Anayasa’ya göre bu hakkın Anayasa'ya uygun şekilde 24 saat içinde yetkili hakime bildirilmesi ve 48 saat içerisinde de hakim onayının aranması gerekmektedir..)


4. Çocuk pornografisi yönünden:


Çocuk pornografisi olaylarının artmasının ardından, öncelikle bu sorunun üzerine gitmeyi öngören bu yasa, ilgili maddede “müstehcenlik” ile ilgili T.C.K.‘nın 226. maddesine atıfta bulunmaktadır.. Ama ilgili kurumların “müstehcenlik” konusundaki yargıları kişi ve zamana göre değişebilir.. Bu konuda uluslararası kabul gören bir şekilde “çocuk pornografisi” konusunda açık bırakmayacak bir düzenleme yapılması önemlidir. Aksi takdirde çocuk pornografisiyle alakası olmamasına rağmen “müstehcenlik” kavramının öznel değerlendirilmesinden dolayı erişiminin engellenmesiyle karşı karşıya kalabilecek siteler olacaktır..


kampanya.org.tr adresinden sansürle ilgili bu bildirinin devamına ulaşabilirsiniz.. Eğer siz de destek vermek istiyorsanız aynı sitedeki "desteklemek için" bağlantısına tıklayabilirsiniz..


İlgili yasanın gerçekten Türkiye’nin internet ve bilişim suçları konusunda genel kullanıcı yapısını ve uygulanacak yasakların olası yan etkilerini çok iyi bilen kişiler tarafından yeniden gözden geçirilmesi önemlidir..


Ülkemizin bilişim konusunda karanlık günlere düşmemesi dileğiyle..





Serdar Dalgıç
- 4 -