Hakkında Künye

The Godfather 2

Son zamanlarda çıkan bilgisayar oyunlarına baktığımızda yapımcıların çok tutulan filmlerin oyununu yapma merakınının arttığını görüyoruz. Bu yönde The Godfather film serisinin de oyununun yapılması kaçınılmazdı.2006 yılında çıkan ilk oyun, oyunseverlerin beklentisini karşılamayacak kadar basitti fakat filmin etkisinden olsa gerek insanlar oyuna ilgi göstermişti. EA Games de bu ilgiden memnun olmuş ve ikincisini çıkarma kararı almış. Ne kadar doğru bir karar aldıkları tartışılır ama kararı aldıktan sonra yaptıkları ve Nisan 2009’da piyasaya sürdükleri oyun gerçekten tartışılmayacak derecede yetersiz. The Godfather filminin ismini ve muhteşem müziğini kullanarak oyunseverleri etkilemekten başka yapımcıların pek bir şey kattığını söyleyemeyeceğim.

Oyunun Hikayesi

Oyuna başlamadan
önce ilk oyunda da olduğu gibi karakter oluşturma ekranını görüyoruz. Burada karakterimizi baştan aşağı şekillendiriyoruz. Giyim tarzından saçına, gözlüğünden kemerine kadar her şeyi ayrıntılı seçenekler arasından seçip, yöneteceğimiz karakteri yani Dominic’i istediğimiz gibi oluşturuyoruz. Sonra oyuna Küba’da bir mafya aileleri toplantısında başlıyoruz. Toplantıda birkaç kişiyle sohbet ettikten sonra bir de bakıyoruz ki Küba’da devrim gerçekleşiyor ve ortalığı silah sesleri ve çığlılar kaplıyor. Tabi bizim öyle bir ortamda boş durmamız mümkün değil. Biz de Fredo, Micheal ve Aldo Trapani ile Küba’dan kaçmaya karar veriyoruz. Fakat Aldo Trapani talihsiz bir şekilde ölüyor ve Micheal uçakta New York’a giderken patron Aldo Trapini’nin yerini Dominic’in (yönettiğimiz kararkterin) alması gerektiğini söylüyor. Dominic de bunu kabul edip ailesini kurmaya başlıyor.

Oyunun en güzel yanının aile kurmak olduğunu düşünüyorum. Oyunu oynarken etrafta başının üstünde dolar işareti olan insanlar görüyoruz ve istersek onları ailemize katabiliyoruz. Tabi her gördüğümüz dolar işaretliyi aileye almak bizim için yararlı olmayacaktır. Bunun yerine onlarla konuşup geçmişlerini ve yeteneklerini öğrenip ona göre seçim yapmamız gerekiyor. Mesela bir adam bina bombalama konusunda ustayken diğeri kapı açma konusunda usta olabilir. İlk başta sadece bir tane adam alabilirken ilerledikçe aileye yeni kişiler ekleyebiliyoruz ve bu kişileri hiyerarşik bir şekilde düzenleyebiliyoruz.

Yapacağımız işlerin başıda New York’taki diğer mafya ailelerinin haraç aldığı mekanlara baskın yaparak haracı bundan sonra bizim alacağımızı söylemek geliyor. Bu ilk başta çok kolay oluyor tabi ki ama ilerledikçe başımıza dertler açabiliyoruz. Mekanın patroununu hırpalarken ekranın köşesinde bir işaret çıkıyor. Bu işarette iki sınır oluyor, eğer ilk sınırı geçersek bize haraç vermeyi kabul ediyor fakat ikinci sınırı geçersek adam ölebiliyor ve bizim haraç işimiz yatıyor. Eğer bir yerin haracını almayı başardıysak yapacağımız en kötü şey oraya az sayıda koruma bırakmak olacaktır. İşte burada devreye oyunun güzel bir özelliği olan Don’s View giriyor. Bu özellik bizim, aileyi, finans durumunu ve haraç aldığımız mekanları iyi bir şekilde yönetmemizi sağlıyor ve bize uyarılarda bulunuyor. Bir yeri haraca bağladıktan sonra kaç kişilik bir koruma grubunun orada olacağını ayarlamamızı sağlıyor. Tabi bunu ayarlarken bu korumaların bize maliyetini ve oradan aldığımız haracın miktarını da gösteriyor. Bu sayede oraya olası bir düşman aile saldırısında korumalarımız bize ihtiyaç duymadan mekanı koruyabiliyor. Fakat her zaman işler böyle yürümüyor. Bazen korumalar yetersiz kalıyor ve bizim gitmemiz veya takviye adam göndermemiz gerekebiliyor. Nereye saldırıda bulunuluyor görmemizi ve oralara adam göndermemizi sağlayan da yine Don’s View özelliği.. Ayrıca Don’s View özelliği bize üç boyutlu haritasıyla hangi mekan hangi ailenin kontrolü altında ve kaç kişi tarafından korunuyor gibi bilgileri de verebiliyor. Bunun için herhangi bir zamanda “Tab” tuşuna basmamız yeterli oluyor.

Görev sıralama sistemi ise ekranın köşesindeki küçük haritadaki X işaretinin olduğu yerlere giderek sağlanıyor. Bir X işaretine gittikten sonra başka bir X işareti çıkarak gideceğimiz yerleri bize gösteriyor. Bu sayede oyunun senaryosundan dışarı çıkamıyoruz. Fakat arada sırada küçük, senaryoyla direk bağlantısı olmayan görevler alabiliyoruz. Bunun için yolda sokakta gördüğümüz başının üstünde para işareti olan insanlara başvurmamız gerekiyor. Bu insanlar bizden yasadışı bir iş yapmamızı istiyor ve bunun karşılığın
da bize para veriyorlar.Oyunda ilerledikçe haraç aldığımız mekanlar artıyor ve güçeleniyoruz. Haliyle düşmanlarımızın bizim için sorun çıkarmamasını istiyoruz ve onları yokediyoruz. Oyunu tamamen bitirmek için tüm düşmanlarımızın evlerine saldırıp yoketmemiz gerekiyor.

Grafikler ve Sesler

Başta söylediğim kötü yorumların en büyük sebebine geldik. EA Games oyun dünyasının nasıl geliştiğini bilmiyormuş gibi davranarak bize grafik olarak çok yetersiz bir oyun sunmuş. Herkesin ilk karşılaştırdığı oyun GTA 4 oluyor ve insanlar hayal kırıklığına uğruyor. Ben de oyunu kurmadan önce “GTA 4 süperdi, grafiklerinin GTA 4’e göre kötü olması çok kötü olduğunu göstermez.” diye düşünüyordum. Fakat oyunu kurduktan sonra gördüm ki gerçekten yanılmışım. Aşırı basit grafikleri, oyunun çıkış tarihinin 2009 yılında olduğu konusunda insanı şüpheye düşürüyor. Issız yolları bize 1960’larda New York’ta hiç mi adam yoktu sorusunu sorduruyor. Arabaları güzel modellemelerine rağmen bir hasar modellemesi yapmışlar ki içler acısı. Arabayı nasıl çarparsanız çarpın aynı hasarları görüyorsunuz. Sesler ise ortalama sayılabilir fakat araba çarpışmalarında çıkan ses ciddi derecede kötü. Bunların aksine patlama görüntüleri ve sesleri ise çok etkileyici. Sanki yapımcılar sadece patlamalara özen göstermişler gibi bir izlenim edindim. Tabi bir de klasik The Godfather müziği var ki nerede duysam beni oyuna bağladı.

Yapay Zeka

The Godfather 2’nin bir başka insanı oyundan soğutan özelliği ise muhteşem(!) yapay zekası. Etrafta dolaşan insanların saçma hareketleri ve polislerin komik takipleri… Bir mekandan çıktınız ve arabaya ihtiyacınız var diyelim, yapmanız gereken tek şey önünüzden geçen bir arabaya bağırıp arabayı size vermesini söylemek. Bunu yaptığınız anda arabanın şoförü arabadan iniyor ve kaçıyor. Bunun ne kadar saçma olduğunu hiç mi düşünmediler merak ediyorum. En azından GTA’da olduğu gibi adamı zorla indirebilirlerdi. Bir de sizi görünce “Silahı var” gibi bir şeyler bağırarak kaçan aşırı yapmacık insanlar var. EA Games bu konuda da kendini biraz olsun affettirebilecek bir özellik eklemiş ki benim çok hoşuma gitti. Bir yerde yasadışı faaliyette bulunduğunuzda etraftaki insanların arasında görgütanığı oluyor ve olay yerine hemen polis çağırıyor. Bu görgütanıklarını engellemek için onları öldürebilir, para verip gönderebilir veya görmezden gelebilirsiniz. Polisler ise tam bir komedi. Polisten kaçmanız tamamen şans meselesi, yani sizin ne yaptığınızı görmeyecek bir durumdayken bile gördükleri olabilir veya görebilecek mesafedeyken bile göremedikleri olabilir. Herkesin olduğu gibi çatışmaya girdiğiniz kişilerin de yapay zekası çok düşük. Bir düşmanınızı öldürmek taktik olarak çok kolay, çünkü onlar hiçbir taktik bilmiyorlar direk dalıyorlar. Bunu bilen yapımcılar oyunu zorlaştırmak için düşmanları dokuz canlı yapmaya karar vermişler çünkü adamları öldürmek için bir kamyon dolusu mermi sıkmanız gerekiyor.

Oyunun yetersiz grafiklerine ve seslerine bakıldığında da tahmin edileceği üzere yüksek bir performans beklemiyor bilgisayarınızdan. Her zamanki gibi Vista kullanıcıları biraz daha yüksek Ram’e ihtiyaç duyuyorlar ama o bile çok yüksek bir gereksinim değil.

Sonuç

The Godfather filminden faydalanarak yapılan bir oyunun tutması kaçınılmazdır fakat bu oyun benim görüşüme göre The Godfather’a hakaret niteliğindedir. Günümüzde oyunların ne kadar gelişmiş olabileceğini gören oyunseverlere dünyanın en iyi filmleri arasında gösterilen bir filmin oyununu yapacaksınız ve buna yeteri kadar özenmeyeceksiniz. EA Games gerçekten ayıp etmiş. Ama filmin hayranları bu oyunu da severek oynayacaktır. Çünkü bir mafya ailesi oluşturuyorsunuz ve -o atmosfere sizi sokmamak için ne kadar kötü bir oyun yaparlarsa yapsınlar- arada muhteşem The Godfather müziğini duyuyorsunuz. Eğer ilginizi çeken bir oyun türüyse bir süre oynadıktan sonra sizi bilgisayarın başına bağlayabilir. İyi eğlenceler, dikkat edin düşmanlarınız çok yakınınızdan çıkabilir :)



Murat Aydos
- 10 -