"War... War never changes..."
Özellikle RPG oyuncularının büyük bir heyecanla beklediği efsane Fallout serisinin 3.sü Kasım ayında çıktı.! Yapımcının el değiştirmesi ile RPG unsurlarının FPS ile birleştirilmesi, Fallout 3'ü RPGye sıcak olmayan oyuncuların da dikkatini çekecek bir oyun haline getirdi. Biz de oyun çıkar çıkmaz bir adet temin edip oynamaya başladık ve bu incelemeyi hazırladık.
2077 yılında yaşanan dünya savaşında kullanılan nükleer bomba 2 saat içerisinde dünyayı yerle bir etmiştir. Bu patlamadan sağ kalanların bir kısmı vault denen yeraltı merkezlerinde hayatlarını sürdürürken, bir kısmı da mutasyona uğramış yaratıklardan, akıllı mutantlardan ve silahlı çetelerden korunmak için harabelerde yaşamaya çalışmaktadırlar. Biz de yaşadığımız vault13'teki bozulan su yongasını bulmak için dış dünyaya gönderiliyoruz. Her ne kadar bunun için kısıtlı bir zamanımız olsa da, bu süre içerisinde çok farklı hikaye ve görevlere atılma fırsatı yakalıyoruz. Binbir zahmetle su yongasını bulup, vault'u kurtardık derken, maceranın burada bitmediğini anlıyoruz. Bu sefer de insanlığın sonunu isteyen mutantları yok etmek için tekrar gönderiliyoruz. Bu görevi bitirseniz dahi artık bir dış dünya insanı olduğunuz söylenip, vault'tan kovuluyorsunuz. :)
Serinin ikinci oyununda ise oyun Arroyo adlı bir köyde başlıyor ve ilk oyunun 80 yıl sonrasında geçiyor. Bu sefer görevimiz "GECK (Garden of Eden Creation Kit)" adı verilen, en kurak bölgeleri bile yeşile çevirebilen bir cihazı aramak. Ama bu arada, kurulan Yeni California hükümetinin teknolojik olarak Brotherhood of Steel'i bile geride bırakan Enclave isimli bir organizasyon kurduğunu öğreniyoruz. GECK'i bulup köyümüze döndüğümüzde köydekilerin Enclave tarafından götürüldüğünü görüp peşlerine düşüyoruz. Bunun için eski bir petrol gemisini kullanmamız gerekiyor :) Daha sonra Enclave'in mutasyona uğramış olan tüm canlıları öldürecek bir virüs kullanarak insan ırkını saflaştırmak istediği ortaya çıkmakta. Bunu önlemek, köylülerimiz ve GECK'imiz ile mutlu bir yaşam sürmek için hükümet ve yandaşlarının köküne kibrit suyu dökmemiz gerekmekte.
Ve... Fallout 3! İkinci oyundan 30 yıl sonrasının ele alındığı hikaye, anneniz doğum yaparken başlıyorsunuz. Doğum sırasında, cinsiyet, görünüm gibi özellikleri ayarlıyoruz. Yürümeyi yeni öğrenmiş bir bebekken, oyuncak kitabımızdan karakter istatistiklerini ayarlıyoruz ve kontrolleri öğrenmeye başlıyoruz. 19. yaş günümüzde serinin vazgeçilmezi olan "Pipboy"(artık Pipboy3000) cihazımız ve ilk silahımız olan BB Gun bize hediye ediliyor. Bu oynaması zorunlu tutorialın sonunda babamızın herkesi geride bırakarak vault'tan ayrıldığını öğrenip, onu aramak için vault'u terk ediyoruz...
Oyuna ilk önce vault’u terk eden babanızı bulmak üzere başladığınızı söylemiştik. Ana göreviniz bu olacak ama devasa Fallout dünyasında sizi bekleyen yüzlerce farklı görev ve hikaye sizi bekliyor. Yardım bekleyen birçok iyi ya da kötü insan onları bulmanız için dua ediyor olacak :) İyi ya da kötü dedim çünkü yolda gördüğünüz bir fakire temiz su vermek gibi bir yardım da sizin elinizde, oyuna karşılaştığınız ilk kasabayı havaya uçuracak bir görevle başlamak da. Tabi ki oyunun seyri de sizin izlediğiniz politikaya bağlı olarak değişecek. Yapılan açıklamalara göre oyunu bir kez bitirdiğinizde, tüm oyunun sadece dörtte birini görebilmiş oluyorsunuz. Yani çıkacak görevler de![]()
yapabileceklerinizde sizin itibarınıza ve bunu belirleyen “KARMA” puanlarınıza bağlı. İnsanlığın son şansı bir melek de olabilirsiniz şeytani bir savaşçı da. O yüzden önce nasıl bir karakter olacağınıza karar verip oyuna ona göre başlamanızı tavsiye ediyorum. Yapacağınız bazı hamleler geri dönüşsüz olabilir. Bir de eğer karma puanlarınızı yüksek tutup sevilen bir insan olursanız zor durumda kaldığınızda birini öldürmek size çok bir şey kaybettirmez.
Oyunda size sunulan harita gerçekten çok büyük. Ama bu sizi korkutmasın. Yine Pipboy3000’imiz sayesinde daha önceden keşfettiğimiz yerlere anında gidebiliyoruz. Tabi bu özelliği ölmek üzere olduğunuz bir savaşın ortasında yapamazsınız. Çünkü etrafta hiç düşman olmaması gerekiyor.
Eski oyunları oynamış oyuncular bazı silahları yapılacak birkaç görevle silah veya zırhları geliştirebileceğimizi hatırlayacaktır. Bu kez buna izin yok. Ama onun yerine haritada karşılaşacağınız bazı NPC’ler(oyunun kontrol ettiği karakterler) var olan silahların kendileri tarafında geliştirilmiş versiyonlarını kullanıyorlar. Onları takasa ikna ederek ya da basitçe ölmelerini bekleyip üzerlerinden alabilirsiniz. Hiç olmadı öldürün gitsin :)
Ek olarak arabaların patlayabildiğini aklınızın bir köşesinde tutun. Eğer patlayan arabaların arasında kalırsanız patlama efektlerinin tadını çabuk yoldan ölerek çıkartacaksınız. Şimdi oyunda kullanabileceğiniz birkaç silahtan bahsedelim:
Oyun artık FPS olduğu için silahlara özellikle özen gösterilmiş. Her silahın kendine has bir kullanış zevki var ama hepsini birden kullanmak yerine aralarından birkaç tanesini seçip o silahlar üzerine uzmanlaşmak iyi bir savaşçı olmak için olmazsa olmaz bir adımı oluşturmakta. Oyunda eski serilerden de hatırlayacağımız Av tüfeği (hunting rifle), yarı-otomatik tüfek(submachine gun), otomatik tüfek (assault rifle) gibi silahlar yine ilk karşılaştığımız silahlar olacaklar. Kolay bulunabilir silahlar olmaları ve cephane sıkıntısının az olması ilerde de kullanmamızı gerektirecek. Ama eğer daha ağır silahlardan hoşlanıyorsanız ağır makineli(minigun), roket atar(rocket launcher), alev silahı(flamer), lazer silahları(laser pistol-rifle, gatling laser) ve plazma silahları (plasma pistol-rifle) gibi silahlar da bulunmaktalar. Hatta ilk oyunda bulmak ve kullanmak için bir hayli uğraştığımız ağır makineli, ilk 1-2 saat içerisinde elimize geçiyor. Tabi bir süper mutant öldürmek kaydı ile :) Bir de roket atarın bir üst seviyesi şeklinde dizayn edilmiş ve küçük atom bombaları fırlatabilen bir silah var ki... Deneyin ve görün.! Fallout 3'te patlama efektlerine özellikle dikkat edildiği için bu silahı kullanmak ayrı bir zevke dönüşüyor. Az önce bahsettiğimiz şematik gerektiren silahlar ise ayrı bir eğlence. İşte bunlardan bazıları:
Sonuç olarak hayatınız boyunca birçok oyun oynamış olabilirsiniz. Bazılarının hikayeleri müthişti, bazıları inanılmaz bir aksiyon sundu size, kimisi grafikleriyle öne çıkarken, kimisi de hiç beklemediğiniz anda çıkan yaratıklarla sizi koltuğunuzdan zıplattı. Eğer bunların hepsini birlikte sunan gelmiş geçmiş en iyi RPG oyunlarından birini oynamak isterseniz, bence Fallout3 güzel bir seçim. Bu kadar iddialı bir cümle kurmak biraz da kendi düşüncelerim tabii ama oynadığınızda haklı olduğumu göreceksiniz :) Son olarak söylemek istediğim bir uyarı da oyunda İngilizcenin gerçekten gerekli olduğu. Eğer konuşmaları istediğiniz yönde kullanmak, oyunda karşılaşacağınız ipuçlarından bazılarını(ses kayıtları ve notlar gibi) tam anlamıyla çözmek istiyorsanız ingilizce gerçekten gerekli bir unsur. Zaten oyunun zevki de ancak bu şekilde çıkıyor. Yoksa herhangi bir FPS oynamış gibi olur ve müthiş RPG öğelerini atlamış olursunuz.
| Yazarın Üslubunu Beğendiniz mi?: | ||
| Yazının İçeriği Yeterli mi?: | ||
| Konu İlginizi Çekti mi?: |
Bu derginin içeriği, Creative Commons lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla ticari olmayan amaçlarla yazılarımızı kullanabilirsiniz.
©2007-2008 ODTÜ Bilgisayar Topluluğu