Şu anda bilgisayarınızda neler oluyor? Ya MSN hesabınız başkalarının elindeyse? Ya da daha da kötüsü kredi kartı şifreleriniz, özel bilgileriniz, kullanıcı hesaplarınız... İsterseniz onlarca anti-virüs, anti-spyware yazılım kurmuş olun bilgisayarınıza, isterseniz internete bile bağlı olmayın. Hatta çekin bilgisayarınızın fişini, kaldırın dolaba. Sonra geçin bir aynanın karşısına, işte en büyük açıkla karşı karşıyasınız. Evet, insan faktörü kendi kendine (farkında olmadan) zarar veren ve hiç bir önlemi olmayan en büyük açıktır. Büyük şirketlerin çoğu bu açıktan muzdariptir, çünkü hangi çalışanın ne konuda açık vereceğini bilemezler. Bu durumda devreye hackerlar girer. Evet yanlış duymadınız. Bazen hackerlar klavyenin tek bir tuşuna dahi dokunmadan çok büyük sistemlere erişim sağlayabilirler. Kullandıkları bu yönteme de “Toplum Mühendisliği (Social Engineering)” denir.
Telefonda kiminle konuştuğunuzdan emin olmalısınız.
Toplum mühendisliği temel olarak “Normalde kişiye verilmeyecek olan bir bilgiyi almak için kişinin başka biri (yardıma muhtaç bir insan, üst düzey yönetici vb.) gibi davranması ve aldığı bilgileri kullanarak daha çok bilgi toplaması” olarak açıklanabilir. Bu noktada izlenecek olan yol kusursuza yakın bir plan ve çok büyük bir sabır gerektirir. Ayrıca bu kişiler olayların plana uymaması halinde çabuk karar verebilmeli ve her zaman her olasılığı düşünebilmelidirler.
Bilgisayar konusunda uzmanlaşmış insanlar ve ünlü hackerlar, filmlerin ve kitapların etkisiyle, hep asosyal ve bilgisayar başından ayrılmayan bir şablona sokulurlar. İşte toplum mühendisliği kavramı aslında işlerin hiç de hayal edildiği gibi olmadığını, madalyonun bir de öbür yüzü olduğunu gösteriyor bizlere. Çünkü toplum mühendisliğinin yöntemi sürekli gözlem yapmayı ve değişik insanlarla değişik şekillerde iletişim kurmayı gerektirir ve bu çoğu insanın kolay kolay yapamayacağı üstün bir özellik olarak nitelendirilebilir.
Şimdi de toplum mühendisliğinde en çok uygulanan yöntemlere bir göz atalım:
Internet üzerinden oyuna gelmeniz daha kolaydır.
Internet üzerinden kredi kartı şifresi gibi verilerinizi paylaşmamalısınız.Şimdi de bir olayla konunun ne kadar önemli olduğuna ve ne kadar sıradan göründüğüne bir bakalım:
- Rosemary Morgan’la mı görüşüyorum?
- Evet.
- Merhaba Rosemary. Ben Bill Jorday; Bilgi Güvenliği Grubu’ndan.
- Evet?
- Bizim birimden kimse sizinle güvenlik uygulamaları konusunda görüştü mü?
- Sanmıyorum.
- Peki. Bakalım... Öncelikle kimsenin şirket dışından getirdiği programları yüklemesine izin vermiyoruz. Bunun nedeni lisanslı olmayan yazılım kullanımından sorumlu olmak istemememiz ve solucan ya da virüs içeren yazılımların çıkarabileceği sorunlardan uzak durmak.
- Tamam.
- E-posta uygulamamızdan haberdar mısınız?
- Hayır.
- Şu anda kullandığınız e-posta adresi nedir?
- rosemary@ttrzine.net
- Kullanıcı adı olarak Rosemary’i mi kullanıyorsunuz?
- Hayır R altçizgi Morgan’ı kullanıyorum.
- Tamam. Tüm yeni çalışanlarımızı beklemedikleri e-posta eklerini açmalarının oluşturacağı tehlikelere karşı uyarmak istiyoruz. Pek çok solucan ve virüsler ortalıkta geziniyor ve tanıdığınız insanlardan geliyor gibi görünen e-posta eklerinde geliyorlar. Bu yüzden beklemediğiniz bir ekli e-posta alırsanız, gönderici olarak görünen kişinin mesajı size gerçekten gönderip göndermediğini her zaman kontrol edip emin olmalısınız. Anlıyor musunuz?
- Evet, bunu duymuştum.
- İyi. Uygulama her doksan günde bir parolanızı değiştirmeniz şeklinde. Parolanızı en son ne zaman değiştirdiniz?
- Yalnızca üç haftadır burada çalışıyorum ve daha ilk aldığım şifreyi kullanıyorum.
- Tamam, bu iyi. Doksan gün dolana kadar bekleyebilirsin. Ama insanların tahmin edilmesi kolay olmayan şifreler kullandığından emin olmak istiyoruz. Hem sayı hem de harf içeren şifreler mi kullanıyorsunuz?
- Hayır.
- Bunu düzeltmeliyiz. Şu anda kullandığınız şifre nedir?
- Kızımın adı, Anette.
- Bu çok güvenli bir şifre değil. Hiçbir zaman aile bilgilerinize dayanan şifreler seçmemelisiniz. Peki... benim yaptığımın aynısını yapabilirsiniz. Şifrenizin bir parçası olarak şu anda kullandığınızı kullanmanızın bir sakıncası yok ama her değiştirdiğinizde içinde bulunduğunuz ayın sayısını ekleyin.
- Bunu şimdi yapsam, yani Mart için, üç mü kullanmalıyım, sıfır-üç mü?
- Nasıl isterseniz. Hangisi sizin için daha rahat olur?
- Sanırım Anette-üç
- İyi. Değişikliğin nasıl yapılacağı konusunda size yardımcı olmamı ister misiniz?
- Hayır, nasıl yapılacağını biliyorum.
- Güzel. Söylemem gereken bir şey daha var. Bilgisayarınızda bir virüs koruma yazılımı var ve onu güncel tutmanız önemli. Arada bir bilgisayarınız yavaşladığında bile otomatik güncellemeyi devre dışı bırakmamalısınız. Tamam mı?
- Elbette.
- Çok iyi. Bilgisayarla ilgili bir sorununuz olduğunda aramanız için buranın telefon numarası sizde var mı?
- ...
- ...
(Kevin Mitnick, Aldatma Sanatı, s.57-58)
Gördüğünüz gibi saldırgan bahsettiğimiz tekniklerden birincisini ve üçüncüsünü kullanarak hem kurbanı yardımcı olduğuna inandırmış, hem de onun güvenini kazanmıştır. Hedefin işe yeni girmiş olması elbette tesadüf değildir, muhtemelen yeni işe giren listesinden özenle seçilmiştir. Saldırganımızın gayet rahat ve monoton konuştuğuna dikkat edilmeli çünkü konuşmanın bu özelliği insanda tüm bunların prosedür icabı olduğu ve her yeni gelene yapıldığı izlenimini uyandırır. Konuya uzun bir giriş yapılması bir tafartan inandırıcılık kazanmak, diğer taraftan da dikkati dağıtmak için oynanmış bir oyundur. Aynı şekilde şifreyi aldıktan sonraki soğukkanlılık ve verilen tavsiyeler de
Kevin Mitnick-Aldatma Sanatı
alarm zillerinin çalmasına engel olmuştur. İstenilen alındıktan sonra en azından bir konuda daha konuşulması ise konuşmalarda hep son konunun hatırlanması nedeniyledir ki, eğer böyle bir çıkış yapılmazsa şifrenin çalındığının anlaşılması durumunda saldırganın yakalanması çok daha kolaylaşır.
Bu olaylar karşısında karamsar olmamak elde değil tabii ki ama yine de alınan önlemlerle aldatmacalar engellenebilir yada verilen zararlar azaltılabilir. Toplum mühendisliğindeki faktör insan olduğu için en büyük önem çalışanların eğitilmesi ve bilgilendirilmesidir. Çünkü bu tür saldırıların çoğu verdikleri/verecekleri bilginin değerinden habersiz olan çalışanlara yapılmaktadır. Saldırılarda alınacak azaltmak için izlenmesi gereken basamaklar şu şekildedir:
Sonuç olarak, insan faktörü olduğu sürece toplum mühendisleri her zaman aramızda olacaklar ve en önemsizinden en kritiğine her türlü bilgiyi çeşitli dalaverelerle ağzımızdan almaya çalışacaklar. Korunmanın tek yolu ise biraz uyanık, biraz da bilgili olmaktan geçiyor. Bir düşünün, her insan ilişkilerinde, teknolojik olarak olmasa da, zamanına göre hem saldırgan hem de kurban olmuyor muyuz?
| Yazarın Üslubunu Beğendiniz mi?: | ||
| Yazının İçeriği Yeterli mi?: | ||
| Konu İlginizi Çekti mi?: |
Bu derginin içeriği, Creative Commons lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla ticari olmayan amaçlarla yazılarımızı kullanabilirsiniz.
©2007-2008 ODTÜ Bilgisayar Topluluğu